• Bazı şeylerin devamı vardır ama devamı getirilemez.

  • Zamana boyun eğdirdiğimiz zaman’, asıl huzuru bulacağız.

  • En azından benim için gereksiz bir oluşum.

  • Hevesler bir bir gelir bir zaman sonra giderler. Bu dünyadaki nihai amacımız nedir ki? Para kazanıp hayatta kalmaya çalışmak mı? Yoksa vakit öldürüp ecelimizi beklemek mi?

    Kararsızlık, seçememezlik, çok zor özellikler. Ne zaman “işte tam bu” dediğimiz şeyi yapabiliriz? Değişecek miyiz? Düzelecek miyiz? Daha doğrusu bunlara gerek var mı?

    Bir hayat nasıl hiç pişman olmadan yaşanır? İmkansız galiba değil mi?

    Yardım istemek, peki ne için? Daha doğru daha huzurlu daha güzel bir hayat için mi? Ne kadar doğru olur bu? Herkesin kendi hikayesi kendi bakış açısı varken. Senin hayatına ne kadar dokunabilirler ki?

    Umut ve ümit, umut ve inanç. Dediğim gibi ikisi de sağlıktan daha değerli bana göre.

  • Ne pişman olunacak şey var ne de üzülecek. Yaşadığımız her ân değerli.

  • Uzun yolculukları sevmiyorum ama istediğim bir hedefse hoşuma gidiyor.


  • Bu yaşıma geldim fakat hâlâ alışamadım “gerçek” olan şeylere. İnsan ilişkileri, aile ilişkileri, yabancılarla iletişim, davranışlar ve herhangi bir şeyin yapımı. Her gün yeni bir sayfa gibi.

    Evde durmak eve alıştırıyor, dışarı çıkmak benim için tam bir cehennem. Arkadaşım olsun isterdim fakat çok fazla sorumluluk gerektirecekse istemezdim. Sevgili konusu da buna dahil.

    Sanal hayat çıktı bir de başımıza. Reklamlarla donatılmış her yer. Oradan da kimseyle samimi olamıyorsun çünkü her şey paraya bakıyor. Olabilenlerse şanslı yani bilemiyorum.

    Kimsenin kimseye değer verdiği yok. Kimse kimseyle tanışmak falan istemiyor. Menfaat olayları işte. Onu eğlendiremeyeceksen seni şutlar atar.

    Gerçeklikte de bu böyle. Kaç kere birileriyle kafeye oturdum. Bana sürekli “konuşsana” dendi. Çünkü onları eğlendiremedim ve şutlandım. Sessiz biriyim evet fakat bu özelliği seven çok az.

    Yine konu paraya dönecek ama para gerçekliği de satın alır sanalı da satın alır. Bakma kimsenin dediğine, “huzuru” da satın alır.



  • Ölmek istiyorum fakat bunu kimseye kabullendiremedim, gerçi kendime bile. Bu hayat çok gereksiz. Dünyaya bir kere geliyoruz orası tamam da. Gelmesek de olurmuş.

    Aklımın oyunlarıdır belki de bu hayatı yaşayamayışım, yaşamak istemeyişim. Aklımı sevdiğim de yok zaten. Kendimi de sevmiyorum.

    İnsanlardan kaçan biriyim, varsayımlarda bulunan ve her şeyi kişisel algılayan biriyim. Beyin mi dayanır buna. Kendi kendimi ateşe atıyorum sürekli. Çekingen, utangaç biriyim. İnsanların yüzüne bile bakamıyorum. Göz göze gelsek hemen bakış yönümü çeviriyorum.

    İnsanlara bakıyorum çok mutlular(dertleri dışında) insan ilişkileri olaraktan. Ben onlar gibi olamadığım için kendimi suçluyorum. Kendimi suçlamak için birçok sebebim var tabi orası ayrı.

    Bana kim yardım edebilir? Kendi kendime nasıl yardım edebilirim? Bir şeyleri disipline etmeyi hiç sevmiyorum. Hayattaki çoğu şeyi de denedim hiçbirinin yardımı olmadı. Her kafadan bir ses çıkıyor, şunu yap bunu yap. Olmuyor ki deniyorum yani.

    Sıkıcı biriyim. O yüzden belki de bu hayatı da sıkıcı buluyorum. Bilemem. Keşke bu aklımla çocukluğuma dönebilseydim. Ölmek istemediğim zamanlara.

    Bu hayat yaşanmaya değmez benim gözümde. Sizi bilmem.



  • Hiç aşık oldunuz mu? Aşk diye bir şey var mı ya da? Yalnızca psikolojik ve hormonsal oyunlar mıdır aşk dediğimiz yoksa? Sevginin dolup taştığı ânlar mıdır? Birini kalbinin merkezine koymak mıdır? Kalp midir sevgiyi taşıyan? Beyin midir yoksa yalan olan sevgilerin ortamı?

    Çocukluk aşkı diye bir şey var benim de tattığım. Çocukken bile bu duyguların hissedilmesi normal mi? Neden açız sevgiye? Doğduğumuzdan beri açız.

    Aklımdalar hepsi, dumanlara bürünmüşler. Giden yok gelen yok, düşüncesel araftalar.

    Evden sevmesi sözde kolay. Peki yanyana gelince sevebilir misin? Herkes farklı farklı kişiliklerde. Şanslılar illaki var. Tencere kapak misali. Ben bu konulara uzağım. Evimdeki rahatlıktan çıkıp sevgi sorumluluğunu istemiyorum.

    Yani aslında aşk libidoyla da ilgili. Hiçbir şekilde cinsellik düşünmüyorum diyen ağır yalancıdır. Keşke cinsellik olmasaydı bana göre. Birini daha kesinkes sevebilirdik o zaman. Birlikte yapılabilecek aktiviteleri çoğaltırdık.

    Bir de para konusu var. En çirkini bile parası varsa en güzelini bile elde edebiliyor. Benim açımdan ben fakir biriyim, işim yok, ailemle yaşıyorum. Her tarafım falso yani. Beklentim de ara sıra uğruyor ama o da libidomdan kaynaklanıyor, kontrol edemiyorsun ki. Normalde beklentim yok kimseden, sevgiden, aşktan. Yaşamasam da olur.

    Çok pişmanlık duyuyorum her şeye, bir gün heves edip diğer gün keşke yapmasaydım diyorum. Sebat mı derler ne derler bir şeyin üzerine yavaş yavaş da olsa gitmek, iyi olurdu.

    Hayatımdan malesef memnun değilim, çünkü param yok. Para değil huzur dersen, parasız huzur olmaz derim. Eskide kaldı bu sözler.


Share with